Pazartesi 5 Ekim 2026 - 18:00
Bahreyn Yönetiminin Şii Toplumun Dinî Kimliğini Ortadan Kaldırma Çabası: Mukaddesata Savaş

Havza / Bahreyn İçişleri Bakanı, ülkedeki Şiilere yönelik uygulamaları daha da sertleştirme ve tutuklu âlimlerin dosyalarını daha da karmaşık hâle getirme tehdidinde bulundu.

Havza Haber Ajansı Tercüme Grubu’nun haberine göre, “Mer’âtü’l-Bahreyn”den aktarıldığı üzere, tutuklama ve hapishanelerden sorumlu bakan Râşid bin Abdullah, iftira ve zulümle parmaklıklar ardına gönderilen tutuklu âlimlere yönelik uygulamalarını bir kez daha sertleştirmeye hazırlanıyor. Öne sürdüğü hazır gerekçe ise Velâyet-i Fakih ile savaştır. Bakan son açıklamalarında şöyle dedi: “Veliyy-i Fakih’in temsilcileri, Bahreyn’deki Şii toplumuna hâkim olmaya ve devlet kurumları ile yasama organına nüfuz etmeye çalıştılar.”

Bahreynli bakanın, krizi aşmak veya Bahreyn’deki mevcut karmaşık duruma bir çözüm bulmak için bir yol araması gerekirken (bu durum, İran’a karşı yürütülen savaş döneminde ve Bahreyn rejiminin buna eşlik etmesiyle başlamıştır), Râşid bin Abdullah patlayıcı ve bölücü politikalarla ortaya çıkıyor. Görünüşe göre hükümet, bu politikayı sonuna kadar sürdürmeye niyetli. Tutuklu âlimler ve din adamlarına karşı yürütülen amansız mücadele, bir çözüme doğru ilerlemenin işareti değil; zira yönetim onlara yönelik uygulamalarında ısrar ediyor ve bu tutuklamaların her türlü hukuki ve güvenlik gerekçesini reddeden tüm eleştirilere rağmen rejim, zalimane politikalarını sürdürmeye devam ediyor.

Bazıları Râşid bin Abdullah’ın son açıklamalarının son derece olumsuz bir işaret olduğunu düşünüyor ve çok ağır hükümlerin verilmesi ihtimali karşısında tutuklu âlimlerin dosyasında tehlikeli bir gelişme yaşanacağını öngörüyor. Mesele artık açıkça ortaya çıkmıştır: Ülkedeki sahih dinî inançlara karşı kin dolu bir savaş yürütülmektedir. Şiiliğin İslami ve şer’i faaliyetlerinin suç sayılması, kararları ülkenin mutlak hâkiminin yönlendirmesiyle alınan bu bakanlığın temel kaygısı hâline gelmiştir.

Tutuklama ve hapishanelerden sorumlu Bakan, devletin başka bir ifadeyle vermekten aciz olduğu aynı mesajı tekrarlamak istiyor: Toplumda korku ve dehşet oluşturmak, insanları inanç ve kanaatlerinden uzaklaştırmak ve hatta belki onları ‘Velâyet-i Fakih’ inancından uzaklaştırmaya çalışmak; öyle ki artık hiçbir toplantıda, dinî derste, camide, matem meclisinde, hatta yas ve mersiye merasimlerinde bile “Velâyet-i Fakih” adını duymasınlar.

Râşid bin Abdullah’ın sözlerini duyduğumuzda, zihnimizde fitne örneklerinden, toplumsal dokuya darbe vurmaktan ve halkın farklı kesimleri arasındaki çoğulculuğu ortadan kaldırmaktan başka bir şey canlanmıyor. Şii dindarlığından kopuk bir durumun kurumsallaştırılması yönünde çabalar yürütülüyor; böylece devletin onların şeriatı, kimliği ve inançları üzerinde tam denetime sahip olduğu Şiiler oluşturulmak isteniyor. Ancak bir dakika! Âlimlere yönelik bu denli sertleştirme, takip ve tutuklamaların ardından yaşananlar, bu Şiiliğin mensuplarının genelinin ne ölçüde direndiğini ve boyun eğmediğini göstermektedir. Onlar, âlimlerin faaliyetlerini ve yaptıklarını ne kadar büyük olursa olsun hiçbir tehditle pazarlık konusu yapmayacakları bir kırmızı çizgi olarak görüyorlar. İlke şudur: “Eğer hepimizi hapse atacaklarsa, o hâlde hepimizi hapse atsınlar; dinimiz ve inancımız konusunda taviz vermeyeceğiz.”

Bahreyn Yönetiminin Şii Toplumun Dinî Kimliğini Ortadan Kaldırma Çabası: Kutsallara Savaş

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha